İki çeşit aşk vardır diye okumuştum bir yerlerde. İlkinde erkek kadına aşık olur, diğerinde kadın erkeğe. Sevilirken, biri sana özgüven pompalarken uyuyorsun, biri de başında bekliyor, her mimiğini her jestini takip edip seni kutsuyor. Ama uyuyorsun işte... ve ne çabuk geçiyor uyurken zaman.. .
Karşılıksız sevdiğiniz de olur, öyle olduğunu düşünüp boşu boşuna üzüldüğünüz de. 'Sen elmayı seviyorsun diye elma da seni sevmek zorunda mı' der oturursunuz en soğuk en karanlık köşelerde yangın sönsün diye. Her şey tek boyutlu değil elbet ve bu sebeple sevilmek şart... Ancak sevmek marifet ister ve her babayiğidin harcı değildir.
Peki.... Ya siz sevmeyi mi tercih ederdiniz sevilmeyi mi?
İkisini de isterim...
Karşılıksız sevgi en güzeli... "Ben seni seviyorum, bundan sana ne?" haykırışı çok hoş şairin. Kimdi bu arada o şair ya? Neyse...
Sevmeli ki...
Sevmeli ki sevilmeye layık olasın...
Sevmeli ki...
Sevmeli ki "Sevelim sevilelim bu dünya kimseye kalmaz."
Yani, sadece sevmeli...
Bu arada sevmek elimizde filan değil gönlümüzde;
Ayrıca sevince, sevilmek beklemek yanlıştır. Sevgi karşılık beklemek değildir...
Sevmeli...
Sevmeli ki güneş gibi. Sahip olduğu tüm ışığını, enerjisini aydınlatmak için kullanır. O halde tüm gücümüzle sevmeliyiz...
Işıldayalım, ışıtalım, gönlümüzle...
...
...
...
Yok fena değil devamı da olmalı sanki... O zaman da seni çok mu yormuş oluruz...
Sevmek mi, sevilmek mi?
Ben şahsen ikisini de tercih ederim. Biri diğerine tercih edilmesi mümkün değil.
şu işe matematik katsak azcık:
Elma'ya uzaktan bakmak = Platonik sevgi
ideus (28 Temmuz 2008, 13:38:27)Yaşasın narsizm... :)
İşin şakası tabi; Bizim Yunus haklı
"Sevelim sevilelim bu dünya kimseye kalmaz"
..
Narsist olmayanı var mı sevginin... Bizim Yunus haklı elbet ama düşünceleri bu işin teorisi olarak da kalıyor sanki... pratikte elmayı kendine saklamak elzem oluyor ? ne dersiniz? :D
Bu mesaj 29 Temmuz 2008, 09:27:39 tarihinde
Bir yarim özgürlük
tarafından güncellenmiştir.